Anlaşmalı Boşanma
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanmak istedikleri konusunda anlaştıkları ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda da anlaşmaya vardıkları boşanma türüdür.
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma davalarında tarafların her ikisinin de duruşmada hazır bulunmaları gerekmektedir.
Uygulama
Uygulamada, anlaşmalı boşanma davası açılması ile, mahkemeler tarafların anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamış olmalarını, bu protokolü her iki tarafın da özgür iradeleri ile imzalamış olmalarını ve bu imzalı protokolün duruşma öncesinde mahkemeye sunulmuş olmasını aramaktadır.
Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
Örneğin uygulamada aile mahkemesi hakimleri, çocuk nafakası ödenmeyeceği konusunda tarafların anlaşmaya varmış olmasalar bile bu anlaşmayı uygun bulmayıp, mutlaka bir nafaka belirlenmesi gerektiğine hükmetmektedir.
Duruşma
Anlaşmalı boşanma davasında duruşma, tarafların hazır bulunmasıyla başlar. Hakim, tarafları dinler ve anlaşmalı boşanma protokolünü inceler. Protokolün tarafların iradelerini serbestçe yansıttığına kanaat getiren hakim, boşanmaya hükmeder.
Karar
Anlaşmalı boşanma kararı, duruşma tarihinden itibaren 10 gün içinde taraflara tebliğ edilir. Taraflar, kararın kendilerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde karara itiraz edebilirler.
Sonuç
Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma davasına göre çok daha hızlı ve kolay biçimde çözülmektedir. Tarafların anlaşmaları halinde, boşanma kararı tek celsede verilebilir.
Yargıtay Kararı
“Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilse dahi davacının anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen temyiz etmesi davadan açıkça feragat etmedikçe anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde olup, bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.”
(T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2017/2269 K. 2017/5101 T. 2.5.2017)
Selman YARAY
Avukat – Arabulucu- Bilirkişi
